istanbul escort kartal escort pendik escort ümraniye escort anadolu yakası escort tuzla escort sultanbeyli escort
SAĞ REKLAM 2 -AŞK-I KADRAJ
AŞKI KADRAJ- sidebar sağ taraf 3
  • DOLAR

    Alış:5.6865 Satış:5.6904
  • EURO

    Alış:6.3795 Satış:6.3836
  • ÇEYREK

    Alış:417.09 Satış:426.60

Türkiye'de Çiftçi hızla yaşlanıyor. Ne yapılmalı?

Süleyman  HARTAVİOĞLU

Süleyman HARTAVİOĞLU

Türkiye'de Çiftçi hızla yaşlanıyor. Ne yapılmalı?

  • 05 Temmuz 2019, Cuma 12:24

Dünya ve ülkemiz tarımsal üretimini tehdit eden görünmeyen büyük tehlike;

Kırsalda genç nüfusun azalması ve kentlere göç.

Ortalama çiftçi yaşının artması yani köylerdeki nüfusun yaşlanması. Çiftçi yaşı artışı hem ülkemizde hem Avrupa birliği ülkelerinin tarımsal üretimi üzerinde büyük tehdit oluşturmaya başladı.

Dünyadaki çiftçiler yaşlanmakta ve ortalama yaşları dünya genelinde rekor seviyelere ulaşmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri'nde ortalama bir çiftçi 58 yaşında, Japonya'da bu rakam 67, Afrika'da 60 üzerinde olduğu tahmin ediliyor.

Çiftçi yaşı yükselirken, tarım paydaşları yakın gelecekte tarım sektöründe çalışan yeterli insan olmayacağından ve yeterince genç insanın tarımsal üretimine dahil olmayacağından endişe etmeye ve dünyayı tek bir nesilde beslemek için yeterli çiftçinin olmayacağını belirtiyor.

AB ülkelerinde çiftçilerin  yüzde 35 i 65 yaş ve üstü, sadece yüzde 11 i 40 yaş sınırında. İtalya’da bu rakam yüzde 40, Portekiz’de yüzde  50 yani tüm dünyada çiftçi yaşı yükseliyor.

Peki ülkemizde durum ne?

Tarım bakanlığının açıklamasına göre çiftçi ortalama yaşı ülkemizde 55.

Tarım politikalarını belirlemek için geçmişi değerlendirmek, geleceği okumak lazım. 1990 lı yılların sonuna kadar üreten ve istihdama ciddi katkı sağlayan tarım sektörü hızla erimeye başladı. Çiftçi Kayıt Sistemi'nin uygulanmaya başlandığı 2002 yılından 2017 yılına kadar kayıtlı çiftçi sayısı 2 milyon 588 bin 666 kişiden 456 bin 175 kişi azalarak 2 milyon 132 bin kişiye düştü. Bu çiftçilerin işlediği tarım alanı ise aynı dönemde 164 milyon 960 bin dekardan 148 milyon 792 bin dekara geriledi.

Kırsalda yaşlanan nüfus ve üretimsizlik, yerleşim alanlarının inşaat alanlarına dönüşmesine neden olmaya başladı. Arazilerin bölünmesi ile birlikte bu durum hızlandı. Bölünme 2 dekarlara kadar geriledi haliyle şu anlayış oluştu “2 dekardan bir şey gelmez bari arsa olarak satıp ev sahibi olurum’ bu anlayış ile genç nüfus şehir merkezlerine göç etmeye başladı.

Tarımda aile geleneği devamlılık açısından temel kavramdır ne yazık ki maliyetlerin artması ve finansa erişim konusunda yaşanan zorluklar küçük aile işletmelerinin dağılmasına ve genç nüfusun şehir merkezlerine göç etmesini hızlandırdı. Kırsalda ki sosyal koşulları ve alt yapı sorunu kırsalda ki moralsizlik çiftçiliğin itibarsız meslek olduğu düşüncesini artırdı. Haliyle kırsaldaki gençlerin göç etmesine neden oldu.

Hayvancılık açısından mera alanlarının kullanılmaması ve yem bitkileri üretiminin planlanmaması hayvancılığın daralmasına ve gençlerin iyice uzaklaşmasına neden oldu. Tarımsal üretimi temel girdilerinde dışa bağımlılığın artması ile birlikte tarım işletmelerinin hızla azalması üretimi iyice zorlaştırdı ve gençlerin şehir merkezlerinde vasıfsız işlerde çalışmasına, kırsalda üretim ve verimin düşmesine sebep oldu.

Kırsal nüfusun yaşlanması tüm dünyanın problemi fakat gelişmiş ülkeler bu tehlikeyi gördü ve ortak fikir şu “Yakın zamanda kırsalda yeterli insan kalmayacağı ve gençlerin tarım yapmayacağı” bu gerçeği kabul ettiler ve bunun için tarım politikaları geliştirmeye başladı.

AB ülkeleri 1980 yılının ortalarından beri genç çiftçilere yardım yapıyor, proje geliştiren genç çiftçilere finansa ulaşma konusunda ciddi yardımlar yapıyor. Ülkemizde 2017 yılında başlandı.

AB bu yıl genç çiftçileri destekleme programı bütçesini 1 milyar Euro olarak belirledi. Fransa 75 milyon EURO olarak belirledi. AB de ortalama genç çiftçi başına düşen rakam 5 yıllık ortalamada 28000 Euro oldu. Ülkemiz ile kıyas edilemeyecek kadar yüksek rakamlar.

Türkiye’de genç çiftçilere 30.000 TL verildi ve 500 kişiye verildiği iddia edildi yani toplamda 15 milyon TL verildi. Tabi verilen bu paranın geri dönüşümü ve istihdama katısı nasıl oldu o da ayrı bir tartışma konusu. Halbuki teşvik daha az kişi ama daha fazla miktarda istihdam sağlayacak projelere verilse daha çok verim alma imkânı olurdu.

Ne yapılmalı?

Her şeyden önce “ Kentten köye göç” fikrinden dönülmeli. Bu fikir neredeyse artık imkansız çünkü 2000 li yılların başında göç eden bir ailenin çocuğu artık köy yaşamını tanımıyor.

Amaç; kırsalda mevcut genç nüfusu orada tutmak olmalı ve bunun için tarım ve sosyal politikalar geliştirilmeli. Gençlerin finansa erişimi kolaylaştırılmalı Ziraat fakültesi öğrenci ve mezunlarına tarım konusunda start up projelerine destek verilmeli. Teknolojiyi benimsemiş ve çok iyi kullanan gençlerin bu yeteneklerini tarım sektöründe kullanmasına fırsat verilmeli.

Tarım küresel olarak daha rekabetçi aynı zamanda daha teknik ve teknolojiye dayalı bir hale geldikçe geleneksel yöntemlerle tarım yapan toplumlar geride kalıp izlemeye mahkum olur. Gençleri çiftçilik yapmaya yönelik sektörel planlar ve politikalar geliştirilmeli gerekirse bu konuda rehberlik ve birebir destekler verilmeli. Tarım liseleri tekrar gözden geçirilmeli ve seçilen öğrenciler tarım kökenli ailelerden seçilip bu konuda özel sektörün desteği alınıp tarım sektöründe kariyer inancı oluşturulmalı.

Yani gençlere tarımda kariyer vaadi gösterilmeli.

Gençler Tarımın prestijli ve yüksek kar marjları ile yapılan bir iş olduğuna inandırılmalı

Modern tarım ve teknoloji konusunda bilinçlendirilmeli.

Tarım sektörü, ekonomilerin bel kemiğidir ve sadece sağlıklı gıda üretiminde değil, aynı zamanda iklim değişikliği ile mücadelede ve çevrenin korunmasında rol oynamaktadır. Gençleri kırsalda tutma konusunda yapılacak uzun vadeli tarım politikaları ve sosyal düzenlemeler kırsalda istihdam yaratarak daha rekabetçi ve sürdürülebilir bir büyüme sağlayacaktır..

Sağlıklı toplum, sağlıklı gıda ile sağlıklı gıda doğru tarım ile mümkündür..

Saygı ve muhabbetle

Yorum Yazın
CAPTCHA security code

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

SON DAKİKA HABERLERİ

Anket
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
yukarı çık